8 Kasım 2011 Salı

İnternetteki her adımınız takip mi ediliyor?

:: Görsel ::
powsley.blogspot.com/
Hemen söyleyeyim : Evet. Bunun bir çok çeşidi var. Bazıları sosyal sitelere koyduğunuz veriler yüzünden -ki ne seviyede takip edileceği bu durumda kişiler tarafından belirlenebilir-, diğeri ise bir siteye girer girmez hakkınızda alınan bilgiler. Peki nasıl?

1 - Kişinin kendi isteğiyle verdiği veriler: Kişisel bloglar, sosyal sitelerde paylaşılanlar, foursquare'de paylaşılan konum bilgisi,  facebook beğenileri, twitter twitleri bu sınıfa ayrılabilir. Bu verilerin kimler tarafından görülebileceğine izin verebildiğiniz için, sizin istediğiniz kadar takibe alınabilirsiniz. Örneğin facebook raklamları. Herhangibir siteye giderek beğen'e tıkladığınızda, bu sitede yapmış olduğunuz beğeni başkaları tarafından görülebilir hale gelmektedir. Başka bir arkadaşınız bu siteye girdiğinde facebook şöyle diyecektir : "X arkadaşın ve Y kadar kişi bu siteyi beğendi, sen de beğencen mi?" Eğer bu şekilde izlenmek istemiyorsanız, bu ayarları değiştirebilirsiniz.
  • Facebook için : http://www.facebook.com/settings?tab=ads
  • Google+ için : https://plus.google.com/+1/personalization
2 - İstek dışı izlenmelerimiz : 1. izlenme şeklinin bizim isteğimiz ve bilgimiz dahilinde olduğunu söylemiştik. Yani, biz bir siteye gidip +1, beğen veya paylaş butonlarından birine basmadıkça internetteki gezinmemiz gizli kalacaktı. Peki gerçekten öyle mi? Sadece tıkladığımız sürece mi izleniyoruz? Tabii ki hayır. Facebook, Google, Twitter... gibi siteler, diğer siteler için ücretsiz hizmetler sağlıyor. +1, beğen, facebook yorum, follow on twitter.. gibi hizmetler bunlar. Bu hizmetlerse girilen siteden değil de bu büyük siteler üzerinden çalıştığından, internette gizli bir dolaşma zor hale geliyor? Mesela hangi hizmetler bizi takip ediyor? :
  • Google plus, google adsense, google analytics
  • Facebook beğen, Facebook yorum,
  • Twitter follow
Peki nasıl?
Büyük sitelere X, küçük sitelere Y diyelim. X sitesi Y sitesine kullansın diye bir kod veriyor. Diyor ki : al bu kodu sitenin bir yerine yapıştır, ben de sana Z hizmetini sağlayayım. Y sitesi de bu güzelim hizmeti kaçırmamak için hemen kabul ediyor tabii.

Oysa X sitesi, kendi sitesi üzerinde çalışan bir JavaScript, veya kendi sitesi üzerinden çalışan bir <iframe> kodu vermiş oluyor. Bu durumda, X sitesi Y sitesine kaç kişinin geldiğini, nereden geldiğini, kim olduğunu biliyor.

Kaç kişi geldiği, nereden geldiği tamam da, kim olduğunu nereden bilsin yahu?
Şöyle : Siz internet kullanıcısı olarak Y sitesine giriyorsunuz. Ancak 5 dk önce X sitesinde bulunduğunuzdan, ve henüz çıkış yapmadığınızdan cookie, session bilgileriniz X sitesinin elinde oluyor. X sitesi de Y sitesine verdiği kodları kendi üzerinden çalıştırdığından, siz Y sitesinde geziyorum diye düşünürken, X sitesi tarafından izleniyorsunuz.

Üstelik sadece girdiğiniz site değil, o sitede hangi sayfalara girdiğiniz, sayfada kaç dakika durduğunuz, o sayfaya nereden geldiğinize kadar tüm bilgilerinize erişilebiliyor.

Nasıl engellerim?
Basit. Facebook, Google, Twitter gibi sitelerde işinizi bitirdikten sonra logout(çıkış) butonuna basarak. Yani, siz X sitesinden çıkış yapmadığınız sürece ve Y sitesi X sitesinin hizmetini kullandığı sürece internetteki tüm hareketinizin izlenmesi kaçınılmaz.

25 Ekim 2011 Salı

Thunderbird yükleme hatası [Authentication Error]

Eğer indirdiğiniz Mozilla Thunderbird'ü yüklerken şu hatayı alıyorsanız:
Run as
You may not have the neccessary permission to use all the features of the program you are about to run. You may run this program as different user or continue to run the program as the current user. 

Şu adımları uygulayabilirsiniz :
  • Gördüğünüz ekranda administrator kullanıcı adınızı ve şifrenizi girebilirsiniz.
  • On an açık olan kullanıcının yetkisini administrator seviyesine çıkararak current user diyebilirsiniz.
  • Yükleme için kullandığınız Thunderbird Setup X.X.exe dosyasına sağ tıklayarak yönetici olarak çalıştır (Run as Administrator) diyebiliriniz. 
Tüm adımlar Thunderbird yükleyicisinin açılmasını sağlayacaktır. En kolayı 3. yol gibi görünüyor, ama seçim sizin.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Kişiye Özel Google Reklamları

AdSense, AdTech, Clicksor gibi reklam hizmetleri web sitesi sahipleri, blog yazarları tarafından az çok bilinen hizmetler. Reklam gösterimine değil, tıklama başına para ödediğiniz bu reklamlar, reklamcılıkta devrim olarak görülmüştü.

Bu hizmetlerden en büyüğü olan Google AdSense üzerinden örnek verecek olursak :
- Site sahibi vereceği reklamda sitesinin içeriğini, anahtar kelimelerini, hangi kelime ile reklamlarda olacağını AdWords hizmetine verir.
- Reklamı yayınlayacak site sahibi de hangi kriterlere uygun reklamları kendi sitesinde yayınlayacağını AdSense'e bildir.
- Reklam veren ve alan arasında bulunan Google, belli bir komisyon karşılığında taraflar arasında reklam, para alış verişi sağlar.

Peki şimdiki sistemin farkı ne?

Taraflar hala kelimelere göre reklamlarını veriyor. Ancak, tamamen olmasa da reklamlarda bir kişiselleşme söz konusu.

Peki nasıl?

Eskiden tamamı reklam alanın kelimelerine göre şekillenen reklamlar, artık siteyi ziyaret eden kişinin web geçmişine göre sıralanıyor. Google aramaları, google+ üzerinden paylaşılanlar, Google+ üzerinden takip edilen kişilerin paylaşımları, Google profili üzerinde bulunan bağlantılar,(Örneğin google profile ile friendfeed hesabınız bağlıysa, friendfeed üzerinden yaptığınız bir paylaşımdaki içerik)... yani, Google'ın sizin hakkınızda bilebileceği her şey şize reklam olarak dönüyor.

Reklamları kişisel olarak alabilmeniz için gereken şey; google hizmetlerini (Google aramaları, google+, gmail...) az çok  kullanıyor olmanız, bunun yanında bir sitede dolaşıyorken google hizmetleri üzerinde "Oturumu Kapat" dememiş olmanız yeterli. (Google hesapları üzerinde açık bir session dan bahsediyorum.)

İyi bir şey mi? Kötü bir şey mi?

İnternet kullanıcıları için de, reklamı alan veya veren site sahipleri için de, google için de güzel bir şey. İşinize yaramayacak hiçbir reklamı görmemek kadar güzel bir şey olabilir mi? :) Örneğin, bundan sonra islami evlilik sitesi reklamı görmeyecek olmak beni sevindiriyor.

Google bu konuda henüz resmi bir açıklama yapmadığından ve algoritma büyük ihtimalle tam oturmadığından veya kişilere ait henüz çok iyi veri toplanamadığından (düşündüm de daha çoook sebebi olabilir) sistemde küçük ilginçlikler, gıcıklıklar var. Son 2 ay boyunca aramalarım programlama dilleri, hosting firmaları, programlama gibi bilgisayarla ilgili konulardan olduğundan, her sitede (edebi, sanat, müzik) yoğun şekilde webmaster, hosting, CMS reklamları görüyorum.

Eğer web üzerinde gizli işlerini yoksa, kötü bir yani da yok bana göre. Alan memnun, satan memnun.



17 Ağustos 2011 Çarşamba

Ücretsiz Mail Sağlayıcıları

 Sosyal ağlar her ne kadar yaşammızın içine işlese de, online iletişimin önemli ve resmi kısmını hala e-mail oluşturuyor. Herkesin kendine ait e-mail sunucuları olamayacağından veya sunucu, hizmet kiralamak istemeyen kullanıcılar için ücretsiz mail sağlayıcıları olabildiğince açıklayıcı şekilde yazmaya çalıştım. Eminim ki birçoğumuz GMail, Hotmail, Yahoo! Mail gibi servisleri kullanıyoruzdur. Bunların dışındaki servisler de aşağıda listelenmiştir.

1 - GMail
Günümüzde en dengeli çalışan mail sağlayıcı Google'a ait olan GMail denebilir. GMail'e davetiyeyle doğrudan, gmail.com üzerinden ise SMS doğrulamasıyla kayıt yapılabiliyor.

GMail'in en güzel yanlarından biri tüm diğer Google servisleriyle entegre olarak çalışabilmesi. Yani GMail hesabınızı kullanarak giriş yaptığınızda, diğer tüm Google hizmetlerine de giriş yapmış oluyorsunuz. Google Buzz güncellemelerini GMail üzerinden yapabilir, GTalk'ı mail hesabınız üzerinden kullanarak arkadaşlarınızlar muhabbet edebilirsiniz.

GMail'in ne gibi özellikleri var?
  • 8GB mail hafızası
  • 20Mb'a kadar dosya eki hakkı (alma ve gönderme)
  • POP / IMAP desteği
  • Çoklu dil desteği
  • Spam filtresi
  • Anlık mesajlaşma / Video görüşmesi

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Karoshi - Ölmek için çalışmak

Çok çalışmaya bağlı ölümlerin Japonya'daki ismiymiş Karoshi. Oyun olan Karoshi'deki amacımız da, takım elbiseli adamımızı öldürmek.

Aksiyondan daha çok düşünmeyi gerektiren bir oyun.

Tam çözümünü yazınca zevki kaçacak. O yüzden diyeceğim tek şey oynayın :

Karoshi : http://www.venbrux.com/karoshi/karoshi.zip
Karoshi 2.0 : http://www.venbrux.com/karoshi2/Karoshi%202.0.zip

22 Temmuz 2011 Cuma

Gran Turismo 4'te drift keyfi

Real Driving Sumilatör olarak geçen yarış oyunları, bitirilmesi zor, oynaması zevkli oyunlar olsa gerek. Piyasada çok da fazla olmasa da bulabileceğiniz bu oyunların en ünlüsü, şüphesiz ki Gran Turismo serisi.

İçinde 700'den fazla araç da bulundursa, 70den fazla yol da bulundursa Gran Turismo'nun kariyer modu da, tıpkı diğer oyunlar gibi bitiveriyor. (araç sayısı Gran Turismo 5'te 1000 den fazla). Oyun bitince de, insan ister istemez alternatif işlere başlıyor.

İşte bu gün, neredeyse 2 yıl önce bitirdiğim oyunun savegame'ini yeniden yükleyerek, oyunda normal yarışmayı bırakarak kaydırmalar yapmaya başladım. Güzel bir logitech direksiyon setim olmadığından gamepad ile daha da zor olan drift, 12-13 saatlik uğraşlar sonunda yapılabilir hale geliyormuş.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Online oyun bağımlılığı ve çocuklar

    Oyun, TDK sözlüğünde "Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence" olarak geçiyor. Yakın döneme kadar da tanımın bu maddesi doğruluğunu koruyordu. 80'li yıllarla gelen video oyunlar bu tanımı delmeye başlarken, 2000'li yıllarda hayatımıza internetle beraber işleyen online oyunlar tanımı tamamen darmadağın ediyor. Online oyunlar vakit geçirmekten çok, yaşamın bir parçası olmaya başlamış durumda.

    96 yılında eve alınan 400Mb harddiski olan, Windows 3.1 bilgisayarda yapmayı ilk öğrendiğim şey oyunları açmak olmuştu. Okumayı yazmayı bilmememe rağmen DOS komutları girerek 3.5" diskler içinde eve getirdiğim oyunları açabiliyordum.

    O dönemde bir oyuna bağlandığınızda başınıza gelen tek şey, muhtemelen asosyal biri olmaktı. Ayrıca biten bir oyunun ardından, oyunu yeniden oynamak nadir görülen bir şeydi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...